10 Ağustos 2016 Çarşamba

Kavgam…


Kavgam’ın ilk iki cildinde sıtma ateşine tutulmuş gibi oldum. Dört gün boyunca okumaktan başka çok az şey yaptı, e postlarımı cevaplamadım, köpeğimi yürüyüşe çıkarmadım, bulaşıklar lavaboda yığıldı. Anlatının ışıkları sizi olduğunu yere mıhlıyor, tıpkı otobanın ortasında kalakalmış bir hayvan gibi.
Dwight Garner, New York Times

‘’ Kalp için hayat basittir: Atabildiği kadar atar. Sonra durur.’’

Hiçbir sır bıkamayan bir dürüstlükle yazıyor Knausgaard. O yazdıkça nefesler tutuluyor, heyecandan kalp çok kereler duracak gibi oluyor. Onun yaşamına giriyor, kendi kalbinizden çok ama çok uzaklara gidiyorsunuz ama bir anda orada sadece kendi kalbinizin attığını duyuyorsunuz.  Knaugaard Kavgam’da eşsiz bir ustalıkla bize yaşamlarımızı geri veriyor.

Bırakamıyordum, bırakmak istiyorum, bırakamıyorum, sadece bir sayfa daha, sonra akşam yemeğini hazırlayacağım, bir sayfa daha…
Vösterbottens- Kuriren-İsveç

Nasıl, çarpıcı bir tanıtım yazısı değil mi? Benim için, etkileyici olduğu kesin. Çünkü bu yazıyı okuyarak kitabı okumaya karar verdim.
Ama aynı şeyi kitap için söylemem mümkün değil maalesef. Kitabı zor okudum ve zor bitirdim. Ve serinin diğer kitaplarını okumayı da düşünmüyorum, üzülerek belirtmek gerekirse.
Nedenine gelince bir kere kitaptaki öyküyü, daha doğrusu yaşam öyküsünü sevmedim.
Oldukça iç karartıcı bir öyküydü benim için.  Benim kendi hayatım yeteri kadar iç karartıcı iken birde İsveçli bir adam için üzülmeyi mantıklı bulmadım kendi adıma.
Öykü dram içerdiği içinde kitabın akıcılığı sekteye uğruyor doğal olarak.
O sebeple öyküyü ve yazarın dilini sevmediğim için benim için hayal kırıklığı olan bir kitap oldu benim kitap okuma yolculuğumda.

Peki, siz bu kitabı okudunuz mu?
Peki, siz sevdiniz mi yoksa benim gibi mi hissetiniz?
Yorumlarınızı merakla bekliyorum.
Sevgiler…





8 yorum:

  1. Yazının başını okurken, bu kadar abartılan bir kitabın iyi olmayacağını düşünmüştüm ki, sende beğenmediğini yazmışsın zaten. Genelde reklamı iyi olan kitapların içi boş çıkıyor. Başka türlü satılamayacağı için reklama abanıyorlar herhalde.

    YanıtlaSil
  2. sanırım haklısın... sevgiler..

    YanıtlaSil
  3. Arka kapak yazıları çarpıcı ve abartılı olan kitaplara hep şüpheyle yaklaşmışımdır ki bu davranışımda da genelde haklı çıkıyorum. Bu kitabı görmüş ama okumayı düşünmemiştim, nedense beni iten bir yönü vardı, okumayı da düşünmüyorum şimdilik.

    YanıtlaSil
  4. bende seriye devam etmeyi düşünmüyorum... yorum için çok teşekkürler...

    YanıtlaSil
  5. *Lütfen bizi uykumuzdan uyandır. Biz uyurken dünyada cehalet idareyi ele geçirdi. Üzerimizdeki büyünü kaldır. Cehalet dünyaya darbe yapacak. Çok vaktimiz kalmadı.* Bu yazıyı çok beğendim öncelikle.Onun için tekrar yazdım.

    Bugün, sanırım iki saat evvel tam bu kitap tanıtımına yorum yaparken aniden araya giren bir uğraş nedeniyle yorumum da yarım kaldı, keyfim de kaçtı.Ama beni okuyan kızlarım arasında hiç ayrım yapmam.Kitap yorumu bana daha yakın geldi.O nedenle ve bana bıraktığın o nazik yorumundan girerek geldim sana canım.
    Kitap önsözleri genelde çarpıcı oluyor zaten.
    Sonra şu satırın beni etkiledi:Benim kendi hayatım yeteri kadar iç karartıcı iken birde İsveçli bir adam için üzülmeyi mantıklı bulmadım kendi adıma.Ne güzel yazmışsın.Zaten artık gerçekten üzülmek lüks oldu.Sana o kadar hak verdim ki, biraz da üzüldüm.Niye Ece abla? dersen.Bazem kendi yazdıklarımı okuyunca beni bile ağlattıkları, sizleri üzmeye hiç hakları olmadığı için.Canım, teşekkür ve sevgilerimle :) Her okuduğum blogdan boş çıkmamak beni aslında o kadar mutlu ediyor ki...Başarılar yavrum.

    YanıtlaSil
  6. söz çok güzel değil mi, ilk okuduğumda benim tüylerimi diken diken etmişti.
    Ececim bu arada ben senin kızın değil anca kardeşin olurum. Aramızda yaş olarak çok bir fark olduğunu düşünmüyorum, olsa olsa birimiz 20 diğerimiz 25 tir.
    :)
    Bu sıralar hayatımda yaşadığım yoğun bunalım sonucunda üzülmek için dış desteğe ihtiyaç duymuyorum maalesef , hele ki dünyanın en refah dolusu ülkesinde yaşayan adama hiç. Belki biraz acımasızca ama, ben böyle düşünüyorum.
    sevgiler benim güzel kardeşim :)

    YanıtlaSil
  7. Ben okumadım ama böyle umutla başlanan kitapların istenilen etkiyi yaratmaması kötü oluyor :(

    YanıtlaSil

© Kelepir Kitaçı by Dilek..., AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena