3 Ağustos 2016 Çarşamba

Katilin Şahidi…


Hitchock yasaydı, bu romanı sinemaya uyarlardı.
İçinde yer almak istemeyeceğiniz olaylarla dolu, özenli, matrak ve şoke edici, elinizden bırakamayacağınız bir roman!
İlk otuzu sayfayı okuyun, gerisi kendin okutuyor.

Vedat Kurdel. Özel dedektif. Ortağı Tefo ile birlikte önemli cinayet vakalarının çözümüne imzasını gururla attı. Şimdilerde boynuzlu eşler hayrına sokak arşınlıyor. Sıkkın. 31 Aralık 2011 akşamı, çöpçatanlık kokan bir yılbaşı gecesi geçirmek üzere elinde hindi, asansör çalışmadığı için merdivenden inerken kafası karışık.
Derken dört el silah sesi…
Hayat böyledir işte. Doğru zamanda doğru yerde bulursunuz kendinizi ya da doğru zaman ve doğru yer sizi bulur… Sesler hemen şu daireden geldi. İçeride vücudu istavroz şeklinde nişan alınmış kurban yatıyor.  Katil içeride değil, kapıdan çıkmadığına bizzat Vedat şahit. Katil nerede? Polisin gelmesi ile birlikte apartmana giriş çıkışlar kapatılır ve yılbaşı gecesi olması dolası ile de anlam taşıyan Papaz Kaçtı partisi başlar.
Vedat kafasında kuyrukları birbirine isabet etmeyen tilkilerle, Tefo ise rasyonalize etmedeki ustalığı ile bu macerayı felsefi sorgulamalarla dolu, gündelik hayata ve insan doğasına göndermeler yapan, mizah dolu bir polisiye şenliğine dönüştürüyor.

Tek kelimeyle şahane; iki kelime ile çok şahane!
Murat Menteş

Bu kitabı sevgili Okuma Günlüğüm blogunun düzenlediği kitap çekilişinde kazanmıştım.
Kitap elime geçtiğinde de oldukça hevesle okumaya başladım.
Polisiye romanları severim, bunun yanında yeni bir yazar ile tanışma heyecanı olunca nasıl heveslenmeyeyim değil mi?

Kitabın hikâyesi tanıtımında anlatıldığı için burada tekrar etmek istemiyorum. Ama bir polisiye olarak gayet ilgi çekici bir öykü olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Okuma sürekliliğinde ise ben kitabı, ikiye ayırıyorum. İlk yarı oldukça heyecanlı idi, sayfaları nasıl çevirdiğimi anlamadan kitabı yarılamıştım bile, ama ikinci yarıda bu hız normal limite indi. Çünkü olaylar yavaş yavaş çözülmeye başlamıştı, buda bende kitaba başladığım heyecan ile kitabı bittirememe neden oldu. Ama bu arada çöpçatanlık işinin sonuçlarını merak etmeye başlamıştım. Yani sıkıcı olmayan bir hikaye vardı kitapta.

Ama şunu özellikle belirtmeliyim ki, kitapta en çok sevdiğim şey Vedat’ın iç konuşmaları oldu. Özellikle toplumsal eleştirileri. Eğer kitabı okumaya karar verirseniz bir gün,  sizde gülerken düşüneceğiniz bu eleştirileri okuduğunuzda, sizinde seveceğinize eminim.

Kısaca kitabı sevdim, serinin diğer kitaplarını da okumak isterim.
Beni yeni bir yazar ile tanıştıran Okuma Günlüğüme buradan tekrardan teşekkür ediyorum.
Sevgiler…


3 yorum:

  1. murat menteş'in mi mutlaka alırım ben bunu..

    YanıtlaSil
  2. kütüphaneye bağışlamasayıdım, sana yollardım blogger arkadaşım benim:) yorum için çok teşekkürler...

    YanıtlaSil
  3. Dilek'cim nasıl olmuş ben bu yazını görmemişim, kusura bakma:) kitabı beğenmene çok sevindim, sevgiler:)

    YanıtlaSil

© Kelepir Kitaçı by Dilek..., AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena